Image

CHP’nin seçmene değil tabana ihtiyacı var

SENDİKA / 13 EKİM 2016

 

CHP’nin seçmene değil tabana ihtiyacı var

chp_genel_manset_1

-Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye siyasetindeki kurucu irade olması ve doğal olarak yaşı gereği hakkında en çok söz söylenen, sayfalarca yazılar yazılan bir siyasi parti konumunda. Bu durum temel olarak iki durumdan kaynaklanmakta: İlk olarak diğer siyasi öznelerin CHP’yi daha fazla tartışılır hale getirerek yıpratma çabası, ikincil olarak ise CHP’den olumlu anlamda politik bir konum bekleyen kesimlerin onun gelişmesi ve sağlıklı ilerleyebilmesi için katkı sunmaya çalışması. Bu yazının politik ve ideolojik bir savaş olarak yürütülen ilk durumla bir ilgisi bulunmamakta. Bu yazıda daha çok CHP’ye olumlu anlamlar atfeden kesimler ile CHP arasındaki ilişki sorgulanacaktır.-

Cumhuriyet Halk Partisi, sosyal demokrasinin evrensel değer ve kurallarını benimseyen, onları yaşama geçirmeyi amaçlayan bir sosyal demokrat partidir. CHP’nin sosyal devleti ve sosyal demokrasiyi öne çıkaran siyasetinin odağında, CHP, sosyal demokrat kimlikli bir parti olarak; çoğulculuk ve katılımcılığı, insan haklarını, özgürlük ve hukuk devleti kurallarına sahip çıkmayı, azınlık haklarına saygıyı, eşitlik ve adalet ilkelerini, dayanışmayı, barış ve hoşgörüyü, emeğin önceliği ve bütünlüğünü, çevrenin ve doğanın korunmasını, yani sosyal demokrasinin çağdaş evrensel değerlerini her koşul ve ortamda sahiplenir, politikalarında rehber olarak değerlendirir. (CHP Parti Programı, Sayfa 24)

Cumhuriyet Halk Partisi gerek parti tüzüğü ve parti programı gerek son seçimlerdeki hazırladığı seçim bildirgeleriyle yıllardır kemikleşen “CHP, sadece eleştirmek için mi var” algısını tam olarak yıkamasa da hayli yıpratmış durumda. CHP’ye oy vermeyen yurttaşlar üzerinde de CHP’nin bir iddiası olduğu ve ülkeyi yönetebileceği tezi çok güçlü olmasa bile eski dönemlere göre daha hakim bir konuma geldiği kabul ediliyor.

7 Haziran 2015 seçimlerinde %24,95 ve 1 Kasım 2015 seçimlerinde %25,31 olan oy oranından daha fazlası CHP’nin ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “karizma oylamalarına” yansımaktaydı. Keza seçim öncesi yapılan anketlerde Kılıçdaroğlu’nun liderlik yüzdesi %35’lere, “CHP’ye oy verebilirim” yüzdesi ise %30’lara dayanmış durumdaydı. Ancak CHP’ye oy veren ya da oy vermeyi düşünen yurttaşların genelinin yukarıda CHP’nin parti programından doğrudan alıntılanan sosyal demokrasi ilkeleri ile ne denli ilişki kurduğu meselesi daha önemli bir noktada durmakta. Yani bu kesim CHP’nin tabanı olarak kabul edilebilir mi edilemez mi tartışması önemini korumaktadır.

Seçimlerin tek kriter haline getirildiği ve demokratik yaşamın diğer unsurlarının iyice yok edildiği ülkelerde siyasi başarının en önemli kriterinin alınan oy oranı olması ve bu noktaya indirgenmesi şaşırılacak bir durum değil. Türkiye siyasi alanının “düşman tehdidiyle” esir alındığı ve oldukça popülist anlayışla ilerletildiği bu dönemde AKP ve Saray rejimine karşı yöneltilen her eleştiri “milli” olmamakla itham ediliyor ve anında illegal bir konuma oturtuluyor. Bu noktada özellikle son aylarda Saray’ın yan kuruluşu gibi çalışan MHP’yi bir muhalefet odağı olarak kabul etmek siyaset bilimine aykırı bir kabul olacaktır. Öte yandan parlamentodaki diğer muhalefet partisi HDP’nin de hem iktidar hem de PKK tarafından etkisiz eleman konumuna getirtildiği düşünüldüğünde parlamenter siyasi alanda beklentilerin odağında sadece CHP kalıyor.

Peki CHP bu tarihi sorumluluk üzerinde iken gücünü büyütmek için karşı paradigmanın etkisindeki İslamcı kesimlere ya da merkez sağın birikimi konumundaki salt AKP karşıtı olan kesimlere mi uzanmalı yoksa kendisinden toplumsal muhalefetin öncüsü olması noktasında beklentisi olan, ya da en azından CHP’nin ideolojik çerçevesine daha yakın kabul edilebilecek kesimlere mi uzanmalı?

AKP, kendi tabanını kendisi oluşturdu

İlk olarak şu tespiti yapmamız gerekiyor: Bugün Türkiye siyaseti rasyonel bir şekilde ilerlemekten çok uzak bir noktada sadece kimlikler ve aidiyetler üzerinden yürümektedir. Eğer siyasi alanda rasyonalite hakim olsaydı ve Türkiye’de işleyen normal bir demokratik yapı olsaydı AKP iktidarının bugüne kadar devam etmesi mümkün olamazdı. AKP’nin oluşturduğu seçmen kitlesi “normal” bir seçmen kitlesi değildir. AKP’ye oy veren kitle artık öyle bir konumdadır ki, iktidarın sadece doğrularını değil, yanlışlarını, hatta en büyük rezilliklerini bile savunur durumdadır. AKP öncesindeki Türkiye’de merkez sağ partilerin hikayelerini incelediğimizde bu durum daha iyi anlaşılmakta. Daha önceki merkez sağ partileri destekleyen seçmen kitlesi AKP iktidarında yaşanan kırılmaların daha küçükleri yaşandığında dahi desteğini çekme refleksi gösterebiliyordu (Merkez sağ seçmendeki destek çekme refleksinin siyasi bir tavırdan öte genellikle çıkar çatışması yada başarısızlıklar üzerinden olduğu da unutulmamalıdır). Bugün ise ne yaşanırsa yaşansın AKP’ye karşı koşulsuz bir şekilde devam eden bir kitlesel destek olduğu görülüyor. Zaten AKP ideologlarının yıllardır oluşturmaya çalıştıkları durum tam olarak da buydu. Yani kendi partisinin yanlışlarını, başarısızlıklarını görmeyen, görse dahi buna sesini çıkartmadan partisini savunmaya devam eden bir seçmen kitlesi. Yani AKP’yi destekleyenlerin sadece bir seçmen olma durumundan öte bir militan, hatta Erdoğancı bir militan konumuna getirildiği kabul edilebilir. AKP’nin bu durumu yaratabilmek için ise Sünni-Türk-Muhafazakar kesim üzerindeki yapay ezilmişlik duygusunu büyüttüğü ve oradan mağduriyet hikayeleri yaratarak bu kesimi etkisi altına aldığı görülüyor. AKP, kendisini bu kesime sadece bir destekleme ilişkisi olarak değil çok daha fazlası olarak kabul ettirdi ve ettirmeye devam ediyor.

Türkiye siyaseti, iki ana paradigmanın savaşının hakim olduğu bir alandır. En kaba ifadeyle; evrensellikten ve beşeri adalet ilkelerinden yola çıkan çağdaş ve aydınlanmacı, cumhuriyeti kuran iradenin paradigması ile kaynağını geçmişten alan, kendisini yeniliklere kapatmış gerici iradenin paradigması. Peki karşıda böylesine bütünleşik bir ilişki durumu varken CHP’nin yapması gereken nedir? CHP, kendisine oy vermesi pek mümkün olmayan bu gerici paradigmaya oy alabilmek için dahi göz kırpmamalıdır. Çünkü bu karanlıkta göz kırpmaktan başka bir şey değildir ve karanlıkta göz kırpmanın kimseye bir faydası bulunmamaktadır.

CHP, kendi parti değerlerini tam olarak benimsememiş kesimlerin oyunu alma “başarısını” gösterse dahi bunun uzun vadeli bir kazanım olmayacağı gayet açıktır. Alınan oylar yada diyelim ki böyle bir yöntemle kazanılacak bir seçim kültürel olarak iktidar olmak anlamına gelmeyecektir. CHP’nin önceliği seçmen kazanmak değil kendi paradigmasına yakın bir şekilde kendisine ait bir parti tabanı oluşturmak olmalıdır.

CHP, Siyasal İslam’ın etkisi altındaki kesimleri kazanmayı şimdilik ikinci planda tutmalı ve ilk olarak kendi çeperinde mücadele edebilecek tabanını oluşturmalı, ideolojik olarak burayı güçlendirmelidir. Tüm varlığını cumhuriyet ideolojisi ve CHP düşmanlığı üzerinden kuran gerici odaklardan mevcut şartlarda oy alabilmeyi beklemek, maalesef gereksiz bir iyimserlikten başka bir şey olamamaktadır ve yapılan her hamlenin çok hayati olduğu şu süreçte yapılması gerekenleri ertelemektedir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu sadece Alevi olduğu için meydanlarda yuhalayan, gündelik hayatta nefretle küfreden kesime rasyonel bir ilişki kurmayı ümit ederek yaklaşmak ve bu bağlamda siyasi propaganda yapmak hiçbir şey ifade etmemektedir. Kaldı ki bunun hiçbir şey ifade etmediği defalarca acı bir şekilde deneyimlenmiştir.

CHP, 2015 yılında yaşanan iki seçimde bir bakıma yapmayı denediği gibi siyasi gündemi sınıf çelişkisi ve yoksulluk gündemine getirmelidir. Kimlikler ve aidiyetler üzerinden AKP’yle özdeşleşmiş seçmen kitlesini bu gündemle AKP’ye karşı sorgulayıcı bir hal aldırmanın imkanlarını büyütmek için mücadele etmek ilk aşamada büyük bir kazanım olacaktır.

Merkez sağ seçmen CHP’nin tabanı değildir

Aynı zamanda bugün “seküler bir merkez sağ parti” olmadığı için CHP’ye oy veren kesimlerin de esasen CHP’nin kendi tabanının parçası olmadığı ve eskiden oy verdikleri formda bir partinin kurulması durumunda yeniden oraya yönelecekleri unutulmamalıdır. Yaşam tarzı olarak AKP’nin dayattığı tarza karşı olan, ancak evrensel sol değerleri benimsemeyen hatta insan hakları konusunda da pek fazla özgürlükçü olmayan bu kesimi “kemikleşmiş oy” olarak görmek uzun vadede sağlıklı olmayan bir tespittir.

Sonuç itibariyle, en genel haliyle ele alındığında dahi siyasal İslamcı kesimlerin ve bugün CHP’yle ilişkisi sadece mecburiyetten oy vermek olan merkez sağ kesimlerin CHP’ye, sosyal demokrasiye ve Türkiye soluna bir katkısı yoktur, olmayacaktır. CHP, oy kazanabilme umuduyla bu kesimlere yönelmekten uzak durmalı ve beraber yürüyeceği, Türkiye’de demokrasiyi beraber inşa edeceği demokrasi güçleriyle, toplumsal muhalefet odaklarıyla beraberliğini daha da güçlendirmelidir. Aksi halde CHP’nin ne kendisini gerçek anlamıyla büyütmesi ne de toplumsal muhalefete destek vermesi mümkün olmayacaktır. Bu durumdan daha tehlikelisi ise CHP’ye olumlu anlamlar atfeden kesimlerin CHP’ye karşı yaşadığı duygusal kopuş sürecinin hızlanması olacaktır. Bugün CHP’nin üzerinde tarihi bir sorumluluk olduğundan bahsettik; bir zamanların AKP destekçisi olan liberal solcular dahi bugün “CHP olmasa nefes alınamayacak” tezine gelmiş durumdalar, keza toplumsal muhalefet odakları da özellikle CHP içerisindeki sol damar ve CHP gençliği üzerinden geçmişte hiç olmadığı kadar CHP etrafına yaklaşmış bir konumdalar. Bu yakınlaşmayı sarsacak (10 Ekim anmasının olduğu gün İslam paneline katılmak gibi) anlaşılmaz tavırlar yapılmadıkça CHP kendisine taban oluşturmak konusunda zorlanmayacaktır. CHP, yazının başında parti programından alıntılan haliyle uyumlu, tutarlı bir şekilde mücadelesini ve muhalefetini büyüttükçe kendisini, tabanını ve Türkiye solunu da büyütecektir…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s