Cemevlerinde yapılan aktif siyaset Aleviliğe zarar veriyor

SENDİKA /  28 EKİM 2016

Cemevlerinde yapılan aktif siyaset Aleviliğe zarar veriyor

aleviler-dikmen-

1980’lerden itibaren köyden kente göçlerin iyice artması ile kentlerde nüfus olarak büyüyen Alevi toplumunun büyükşehirlerdeki örgütlenme hikayesinin ilk olarak mahalle örgütlenmeleri ile başladığı görülüyor. 1980 darbesinin öncesindeki siyasi mücadele ortamında kentlerdeki Alevi nüfusun siyasi mücadelelerde etkinliği azımsanmayacak ölçüde geniştir. Ancak 12 Eylül darbesinin genel olarak toplumdaki tüm örgütlenmeleri yıkıp geçtiği bir dönemde Aleviler de bu durumdan fazlasıyla zarar görmüş ve kitlesel örgütlenme imkanlarını 1990’lı yılların ortalarına doğru ancak yakalayabilmiştir. Bugün etki gücü itibariyle öne çıkan Alevi kurum ve kuruluşları 1994-1996 yılları arasında kurulmaya başlanmıştır.

Alevi Ocakları arasında kökeni hala tam olarak açıklanamayan hiyerarşik bir  yapılanma söz konusudur. Ocakların bir bölümü, başka ocaklara bağlıdır. Bağlı olunan ocak mürşid ocağı, bağlı olan ocak ise pir ocağı olarak adlandırılır. Teolojik olarak ele alındığında Alevilik dede-ocak ilişkisi ile sürdürüldüğünden kendi köylerinden/memleketlerinden uzaklaşan Alevi bireylerin esasen kendi ocaklarından uzaklaştıkları gibi bir gerçeklik vardır. Yani kendi köyünde, bağlı olduğu ocakla ve dedeyle ilişki kuran Aleviler kente göçle birlikte bu ilişkiyi kaybetmeye başlamış hatta zamanla da bu pratik iyice işlemez hale gelmiştir. Özellikle kırsal bölgelerdeki dedelerin de büyükşehirlere göçü ve dünyevi meselelere karışması ile geleneksel anlamıyla dedelik de değişime uğramış, yer yer etkisini kaybetmiştir.

Kentlerdeki cemevleri farklı bir pratik yarattı

Aleviler, özellikle İstanbul, Ankara, İzmir gibi daha büyükşehirlerde fiziki yakınlıklar çerçevesinde çeper örgütlenmeler kurmuş ve bu örgütlenmeler genellikle mahalle/semt/ilçe düzeyinde devam ettirilmiştir. Bu örgütlenmelerin temel misyonu köyden kente göç eden Alevilerin manevi boşluğunu doldurabilmek ve nihayetinde rahat bir şekilde ibadetlerini yapabilecekleri ortamlar sunabilmektir. Yani bu amaçlar doğrultusunda cemevleri yapmak ve bu cemevlerinin işleyişini sürdürebilmek.

Kırsaldaki işleyişten farklı olarak kentlerdeki cemevlerinin farklı bir yapılanmaya sahip olması, daha doğrusu buna mecbur olmasının da birtakım sonuçları olmuştur. Çünkü kırsaldaki işleyiş, etrafındaki pek çok köyün ocağı olan ocak köyleri üzerinden devam ederken kentlerde böyle bir durum mümkün olmamıştır. Dolayısıyla Aleviler, kentlerde bu ocak kültüründen bağımsız olarak bir araya gelmek durumunda kaldılar. Yani kendi semtlerindeki ya da tercih ettikleri cemevlerinde toplanıp cem yapmaya ve diğer dini ritüelleri gerçekleştirmek için beraber olmaya başladılar. Kentlerde cemevlerinin kurulabilmesi için vakıflaşma ve dernekleşme Alevilerin önüne bir devlet engeli olarak çıkartıldı. Cemevleri ibadethane olarak kabul edilmediği için kentlerdeki cemevlerinin büyük çoğunluğu ya bir Alevi vakfına ya da bir Alevi derneğine bağlı olmak durumundadır. Halen özellikle büyükşehirlerdeki cemevlerinde mevcut durum böyledir.

Durum böyle olunca, yani soy-ocak-dede ilişkisi zayıflayınca büyükşehirlerdeki Alevi örgütlenmeleri ve cemevleri Alevi öğretisinden uzak pratiklerin yaşanabileceği yerler haline gelme tehlikesi yaşadı. Fethullah Gülen Cemaati’nin kendisine yakın Alevi kurumları kurması bu duruma örnek olarak verilebilir. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ’ye yakınlığı nedeniyle kapatılan 17 sahte Alevi vakfı/derneği de bunun bir göstergesidir.

Aleni siyasi üslup inançsal yozlaşmaya neden olur

Diğer bir problemli konu ise cemevlerinde ve Alevi kurumlarında aleni bir şekilde siyasi üslup kullanılması hatta siyasi mücadele yürütülmesidir. Bu konuda söylenmesi gereken ilk şey “Camiye siyaset sokuyorlar” savunusunun cemevlerine de siyaset sokularak işlevsiz hale getirilmiş olmasıdır. Yani camilerde mevcut iktidarın yürüttüğü siyasi çalışmaları eleştirip benzer bir işleyişi cemevlerine yansıtmak tutarlı bir tavır olmamaktadır.

Buradaki vurgu milyonlarca Alevi’den ve yüzlerce Alevi kuruluşundan “apolitik bir tavır” beklenmesi değildir. Tam tersine Alevilik ile aktif siyaset arasına bir mesafe konulduğu zaman en politik tavrın kendiliğinden şekilleneceği görülecektir. Bahsedilen durum, siyasi bir duruş sağlayabilmek için aleni siyasi bildirilere ve partizan tavırlara gerek olmadığıdır. Yüzyıllardır süregelen Alevi öğretisi zaten zalimin karşısında mazlumun yanında olmayı, güçlünün dayatmasının değil haklının hakkını savunmayı öğretmiyor mu? Bundan öte politik tavır var mıdır?

Cemevlerinin ana misyonu Alevilerin dini ritüellerini sürdürebilmelerine hizmet etmektir. Bundan farklı tüm etkinlikler cemevi işleyişinden ayrı olarak yürütülmelidir. Tabi ki Alevilerin toplumsal ve siyasi meseleleri takibini kolaylaştıracak etkinlikler, paneller yapılacaktır. Buradaki kritik nokta bunların dini ritüellerden soyutlanarak yapılmasıdır. Cemevlerinde bulunan salonlarda yapılan konferansların vb. etkinliklerin Alevilik öğretisine bir zararı yoktur. Ancak buradaki denge çok iyi bir şekilde ayarlanmalı, dini ritüelleri (cem, aşure lokması, cenaze erkanı) gerçekleştirmek için bir araya gelindiğinde işte orada alenen siyasi söylemlerden ve partizanca tavırlardan uzak durulmalıdır.

Uzun vadede Aleviliğe zarar verecek bir diğer nokta ise Alevi kurumlarının, cemevlerinin siyasi olarak birbirinden ayrışması algısıdır. Özellikle “Bu dernek CHP’ye yakın”, “Bu dernek HDP’ye yakın”, “Bu dernek farklı bir siyasete yakın” cümleleri bu durumun vahametini gözler önüne sermektedir. Elbetteki Aleviler kimsenin arka bahçesi değildir ve milyonlarca Alevinin kendisine ait farklı bir dünya görüşü vardır. Ancak amacı Aleviliğe hizmet etmek olan kurumların siyasi olarak ayrışması ve bunun mücadelesi içerisinde yozlaşması kabul edilebilir bir durum değildir. Aleviliğin özü insandır, insanların manevi duygularını yaşamaya aracı olunan mekanlarda dünyevi siyaset yapılması esasen Alevilere ve Aleviliğe yapılan en büyük kötülüktür.

Burada satırlarla anlatılmaya çalışılanı tek cümle ile anlatabilen Alevi öğretisine saygıyla…

“Erenler cemine gireyim dersen kin ile kibiri at da öyle gel…”